Proje kapsamında Avrupa'da alınan kurslar neticesinde Montessori yaklaşım modelinin uygulanması konusunda bilgi ve deneyim sahibi olması beklenen katılımcılarımızın okullarındaki çocukların sosyal uyum becerilerini desteklemeleriyle; başkalarıyla sağlıklı ilişkiler kurmaları, işbirliği içerisinde çalışabilmeleri, başkalarının haklarına ve duygularına saygı duymaları, kendisi için uygun olmayan istekleri geri çevirebilmeleri ve gerektiğinde başkalarından yardım isteyebilmeleri gibi becerileri göstermelerine olanak tanıması amaçlandı. Yapılandırılmış kurslar sonucunda katılımcılarda; * Okul öncesi eğitim alanında çocukların tüm özelliklerini tartışan Montessori yaklaşımının önemi konusunda farkındalık oluşturma, * Döndüklerinde okullarında bu yöntemi uygulama sonucunda sağlanan yararları keşfetme, * Bu yaklaşım kapsamında günlük uygulamalarda kullanabilecekleri farklı yöntemler konusunda bilgi sahibi olma, * Okullarımızda uygulanan mevcut öğretim stratejilerinde devrim yaratarak, Montessori eğitim modelinin uygulamasında kullanılan kolay ve erişilebilir araçları oluşturma konularında gelişim gözlemlenmesi amaçlandı. Bunun yanında Avrupa'da uygulanan yöntem ve teknikler konusunda beceri sahibi olma, ilimize döndüklerinde kendi okullarında meslektaşlarıyla etkileşime geçerek, Montessori yaklaşımının faydaları ve en iyi nasıl uygulanabileceği konularında onlarda kültürler arası bir değişim ve anlayış oluşmasına katkıda bulunmaları hedeflendi. Proje çerçevesinde konsorsiyum üyesi katılımcıların almış oldukları eğitim sonucundaki yetkinliklerinin kendi okullarındaki ve ilimiz genelindeki diğer okul öncesi kurumlarda etkinliğini sağlamak, projenin yaygınlaştırılmasını ve sürdürülebilirlik boyutunu bir adım ileriye taşımak amaçlarımızdan biriydi. Bu çalışmalar çerçevesinde eğitimler sonrasında katılımcıların öncelikle kendi okullarındaki meslektaşlarına detaylı bir eğitim vermeleri planlanmış olup, ardından belli bir program oluşturularak, il merkezindeki 17 bağımsız okul öncesi öğretmenlerinin tamamına yönelik (belli periyotlarda) "Montessori Yaklaşım Modeli ve Uygulamaları" eğitimi vermeleri planlandı. Bu eğitimlerde katılımcılar diğer meslektaşlarına Montessori ilkesini ve felsefesini tanıtma, temel olarak çocuk psikolojisi ve çocuk gelişimini kavrayabilme, Montessori ortamını öğrenmek ve Montessori sınıfını organize etme konularında beceri kazandırmayı amaçlandı. Yine Avrupa'da ki bu kurslarla katılımcıların uygulamalı eğitimler, tartışma ve beyin fırtınası, atölye çalışmaları ile eğlenceli bir ortamda yeni yetkinlik ve becerileri edinmeleri için fırsat sağlayarak bu sayede, onların motivasyon duygusu, öz yeterlilik ve problem çözme becerilerinin gelişmesi amaçlandı. Ayrıca katılımcılarımız okulda karşılaştıkları disiplinler arası diyalog, soruşturma ve problem çözme konularında yeni fikirler geliştirmenin yanında, uygulanacak olan alternatif yöntemlerden esinlenerek eleştirel ve yaratıcı düşünme becerilerini geliştirmeleri de hedefler arasındaydı. Bağımsızlık, özgürlük, yaratıcılık, çocuk merkezli yaklaşım, saygı, küresel kalkınma kursların anahtar kelimeleriydi. Eğitimler sonucunda katılımcılar, Avrupa'da bulunacakları zaman zarfında farklı tecrübeler elde ederek, değişik kültürlerden ve ülkelerden meslektaşları ile tanışma ve etkileşimde bulunma imkanı elde etmeleri de proje ekibinin diğer hedefleri arasındaydı. Yenilikçi yaklaşımları yaratıcı fikirler ile kazanması, derslerde farklı ve yeni materyallerin kullanımlarını öğrenerek bu tecrübeleri öğrencilere aktarabilmeleri, bu sayede bireysel olarak kariyer gelişimini de sağlayacaklarından, kendi mesleklerine karşı daha olumlu bir tutum içerisinde bulunarak kurumsal düzlemde eğitim ve öğretim faaliyetlerine yönelik daha yetkin ve etkili çalışmalarda bulunabilmeleri de öngörülmüştür. Ayrıca bu yapılandırılmış kurslar sonrasında katılımcılarımız; • Çok dillilik ve çok kültürlülük konularındaki farkındalıklarını geliştirmesi, • Basmakalıp klişelerden ve önyargılarından kurtularak farklı kültürlere olan duyarlılıkları değişime uğraması, • Okul öncesi çocuklarda olumsuz gelişimleri, okulu terk etme dürtüsünü ve antisosyal davranışlarını önlemek için uygun eylem stratejileri edinmeleri, • Montessori yaklaşımının felsefesi ile proje tabanlı, öğrenci merkezli, yenilikçi öğretim yöntemlerini daha fazla kullanma yoluna gitmeleri, • Okul öncesi eğitimde çocuklara doğru becerileri zamanında edindirerek, onların yaşam boyu öğrenme becerilerinin olumlu yönde gelişmelerini sağlamaları, • Kurs eğitimleri, kültürel etkinlikler, okul ziyaretleri sayesinde iletişim becerilerini ve yabancı dil becerilerini geliştirmeleri, • En önemlisi Avrupa'da farklı milletlerden meslektaşları ile farklı fikirleri tartışma imkanı bularak, yeni proje ve ortaklıklarda işbirliği içerisinde çalışma, yeni bir ağ oluşturma imkanı elde etmeleri projenin hedeflenen başarılarındandır.
Okul öncesi üzerinde hassasiyetle durulan bir konudur ve okul öncesi eğitimin, eğitim sistemimiz içindeki yeri, önemi ve gereği her zaman vurgulanmaktadır. Okul öncesi eğitime farklı yaklaşımların benimsendiği çalışmalar okul öncesi öğretmenlerimiz tarafından ihtiyaç olarak görülmüştür. Öğrenci merkezli, birey odaklı bir anlayışla çocukların duygu ve düşüncelerini ifade etme, günlük yaşam becerilerini geliştirme, güçlüklerle karşılaştığında kendi çözüm yolunu bulabilmeleri, yardımlaşmak, paylaşmak, sorumluluklarını bilme, kolay ilişki kurabilmek gibi nitelikleri ön plana çıkaran Montessori Eğitiminin uygulama alanlarını gözlemleme ihtiyacıyla bu projenin çalışılmasına karar verilmiştir. Bu yaklaşım kapsamında çocukların aynı zamanda bağımsız olması, gelişimlerini destekleyici uygun çevre hazırlayarak çocukların toplumsal ve duyuşsal gelişimlerini desteklemeleri gibi kazanımları da olan bu yaklaşımın okul öncesi öğretmenlerimiz tarafından benimsenmiş ve okullarda uygulanması için çalışmaların yapılması ihtiyacı doğmuştur. Çocukluk dönemini kendine özgü özellikleri olan bir evre olarak görmesi ve çocukları yetişkinlerden farklı yeteneklerle donatıldığını ileri süren bu yaklaşımla yapılan çalışmalar da Montessori eğitimi alan çocukların yemek yeme, kaşık tutma, gibi günlük yaşama yönelik becerilerinin desteklendiği ve Montessori Eğitiminin okul öncesi dönemdeki çocukların ilköğretime hazır bulunuşluluklarına olumlu yönde katkı sağladığı görülmüştür. Montessori Eğitiminin okullarımızda daha yaygın kullanılıyor olması ve çalışmalara olan ihtiyacın artmasıyla bu çalışmanın yapılmasına karar verilmiştir. Okul öncesi eğitim, çocuğun doğduğu günden temel eğitime başladığı güne kadar geçen yılları kapsayan ve çocukların daha sonraki yaşamlarında önemli rol oynayan; bedensel, motor, sosyal duygusal, zihinsel ve dil gelişimlerinin büyük ölçüde tamamlandığı verilen eğitimle şekillendiği gelişim ve eğitim süreci olarak tanımlanmaktadır (Aral vd., 2002). Bilim insanlarına göre okul öncesi dönem çocukların en hızlı öğrenme yaşadıkları dönemdir. Bu dönemde öğrenilen bilgilerle edinilen alışkanlıkları çocuklar yaşamları boyunca devam ettirirler. Okul öncesi dönemde oluşmaya başlayan kişilik yapısı, psiko-sosyal gelişim ve fiziksel gelişim hayat boyunca aynı yönde gelişmeye devam etmektedir. Çocukluk yıllarında kazanılan davranışların büyük bir kısmının yetişkinlikte, bireyin kişilik yapısını, tavır, alışkanlık, inanç ve değer yargılarını biçimlendirdiği bir gerçektir. Bu bağlamda çocukların bu dönemleri en etkili şekilde geçirmeleri ve bu değerleri kazanmaları bu projeye başvurma gerekçelerimizden biridir. Konsorsiyum üyesi okullarımızda da iki yıldan bu yana çeşitli çalışmalar yürütülmektedir. Proje ekibi, konsorsiyum üyesi okullarda öğretmenlerin ihtiyaçlarını belirlemek, okulların sorun analizlerini gerçekleştirmek amacıyla üç ay süren bir çalışma yürütülmüştür. Bu kapsamda bir örneklem ve anket hazırlanarak bu okullardaki tüm öğretmenlere uygulanmıştır. Yürütülen çalışma sonucunda Şehit Ahmet Kurak Anaokulunda; Montessori eğitim programının uygulanması için okulda fiziki ortamın oluşturulmasına rağmen, öğretmenlerin sadece görsel materyalleri, ses tonu, beden dilini ve soru sorma yöntemlerini kullandıkları, çocukların meraklarını uyandırmada seçim yapma özgürlüğü sunma ile ilgili bir görüş bildirmedikleri gözlemlenmiştir. Mustafa Aksoğan Anaokulunda öğretmenlerin MEB günlük planları kapsamında geleneksel yöntemler kullandığı, çocuğun düşünme yeteneğini ders biçiminde yapılan anlatım yoluyla geliştirme yoluna gidildiği, yine öğretmenlerin haftada birkaç saat oyunlaştırılmış drama yoluyla eğitimi kullandığı ve gelişime ihtiyaç duydukları belirlenmiştir. Bir diğer okulumuz olan Nene Hatun Anaokulunda görevli öğretmenlerin bir kısmının iki yıldır sınıflarında Montessori eğitimini uygulamaya çalıştıkları, bu alanda özellikle eTwinning projesi ile Montessori modelini uygulayan çocukların sosyal uyumlarının diğer çocuklardan daha iyi olduğu, bu çocukların dünyayı daha iyi tanıdıkları, çocukların yemek yeme, kaşık tutma vs. gibi günlük yaşama yönelik becerilerinin gelişiminin daha hızlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yine bu okulda da yenilikçi uygulamaların birkaç öğretmenle sınırlı kaldığı, öğretmenlerin genel kısmının normal müfredat çerçevesindeki yöntemlerle eğitim verdikleri belirlenmiştir. Montessori eğitimi, çocukların gelişim alanlarını olumlu yönde desteklemektedir. Rousseau (2008)’ya göre, çocuğun ilk hareketleri, çevresindeki her şeye karşı ilgi duymak, gördüğü her şeye uzanmak, yakalamak, dokunmak için çabalamaktır. Çocuk, düşünme yeteneğini ancak bu şekilde kazanır. Başka bir deyişle, düşünmeyi öğrenmek bedensel faaliyetlerde bulunmak ve duyu organlarını kullanmakla mümkündür. Dolayısıyla çocuğun düşünme yeteneği ders biçiminde yapılan anlatım yoluyla geliştirilemez. Çocuk düşünme yeteneğini ancak kendi başına aktivitelerde bulunarak geliştirebilir. Proje kapsamında okullarımızda uygulanacak olan bu öğretim modeli sayesinde hem okul hem de günlük yaşamlarında gerekli olacak becerileri kazanmalarını sağlayabilecek zengin çevreler düzenlenerek onları özgür bırakmanın, çocuklara herhangi bir yetişkin yardımı almaksızın problem çözme becerisini kazandırmada etkili olması beklenmektedir. Proje kapsamında konsorsiyum üyesi üç okulumuzdan 15 öğretmenin katılımıyla Portekiz’de bulunan eğitim kurumlarının verecekleri yapılandırılmış kurslara katılmış, burada bu yönde uygulanan yenilikçi yöntem ve teknikleri yerinde edinme fırsatı bulmuşlardır. Öğretmenlerimizde çok kültürlülük ve çok dillilik ile Avrupa vatandaşlığı bilincinin gelişmesini, yabancı dil ve kültürel olarak kişisel gelişimlerinin desteklenmesini, okullarımızın modernizasyonu ve uluslararasılaşma alanında kapasitenin arttırılması amacıyla bu projenin hayata geçirilmesine ihtiyaç duyulmuştur.